top of page

İklim Kaygısı Nedir? Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisi ve Sürdürülebilir Baş Etme Stratejileri

Güncelleme tarihi: 10 Eyl

İklim değişikliği, yalnızca ekolojik değil, psikolojik sonuçlarıyla da giderek daha çok gündemimize giriyor. Son yıllarda bilimsel literatürde “iklim kaygısı” (eco-anxiety) olarak adlandırılan duygu, farklı yaş gruplarında, özellikle de gençler arasında yaygın biçimde gözlemleniyor (Clayton & Karazsia, 2020).


İklim kaygısı, bireylerin iklim değişikliğinin mevcut ve gelecekteki etkileri karşısında hissettikleri sürekli endişe, umutsuzluk, suçluluk ve çaresizlik duygularını ifade eder. Bu kaygı bir “bozukluk” olarak sınıflandırılmaz; aksine, gerçek bir tehdide verilen anlaşılır bir psikolojik tepkidir (APA, 2017). Ancak yoğun yaşandığında, depresyon ve işlev kaybı gibi sonuçlar doğurabilir.


İklim Kaygısının Yaygınlığı ve Belirtileri

Araştırmalar, gençlerin önemli bir bölümünün geleceğe dair umutsuzluk ve öfke yaşadığını göstermektedir. Örneğin, The Lancet Planetary Health’te yayımlanan bir küresel araştırmada gençlerin %59’u iklim krizinin geleceği “çok korkutucu gösterdiğini” belirtmiştir (Hickman et al., 2021).


Belirtiler

  • Duygusal: Sürekli endişe, öfke, suçluluk, umutsuzluk.

  • Bilişsel: Gelecekle ilgili karamsar düşünceler (“çok geç kaldık”, “gelecek yok”).

  • Davranışsal: İklim haberlerini takıntılı biçimde takip etmek ya da tam tersine tamamen kaçınmak.

  • Fiziksel: Uyku sorunları, yorgunluk, huzursuzluk.


İklim Kaygısı: Normal Tepki mi, Psikolojik Sorun mu?

İklim kaygısı, nesnel bir tehdide verilen anlaşılır bir tepkidir. Kaygı bozukluklarından farkı, gerçek ve güncel bir krize dayanıyor olmasıdır. Ancak yoğun yaşandığında bireyin işlevselliğini bozabilir, depresyon veya tükenmişlik tablosuna dönüşebilir (Clayton & Karazsia, 2020).


Sürdürülebilir Baş Etme Stratejileri

İklim kaygısını yönetmek için geliştirilen stratejiler yalnızca kaygıyı azaltmayı değil, aynı zamanda bu duyguyu yapıcı bir şekilde dönüştürmeyi hedefler. Stratejiler bireysel ve kolektif düzeyde ele alınabilir.


1. Bireysel Stratejiler

  • Farkındalık (Mindfulness) ve anda kalma

    • Ne yapılmalı? Düzenli nefes egzersizleri, farkındalık temelli meditasyon, bedensel duyumlara odaklanmak.

    • Neden işe yarıyor? Kaygı genellikle geleceğe dair olumsuz senaryolara odaklanır. Anda kalmak, zihnin bu döngüsünü kırar ve duygusal regülasyonu destekler.

  • Medya kullanımını sınırlandırma

    • Ne yapılmalı? Kriz haberlerini günün belli saatlerinde, sınırlı süreyle takip etmek.

    • Neden işe yarıyor? Sürekli maruz kalmak kaygıyı besler. Bilgiyle bağlantıyı tamamen kesmeden, dozunu yönetmek kaygıyı azaltır.

  • Küçük çevresel eylemler

    • Ne yapılmalı? Geri dönüşüm yapmak, toplu taşıma kullanmak, enerji tasarrufu sağlamak.

    • Neden işe yarıyor? Küçük adımlar bireye kontrol duygusu kazandırır. “Ben hiçbir şey yapamıyorum” çaresizliğinin yerini “katkım var” hissi alır.

  • Doğa ile temas

    • Ne yapılmalı? Parkta yürüyüş, toprakla uğraşmak, açık havada zaman geçirmek.

    • Neden işe yarıyor? Araştırmalar, doğa ile temasın kaygıyı azalttığını ve psikolojik dayanıklılığı artırdığını göstermektedir.


2. Kolektif Stratejiler

  • Kaygıyı paylaşmak

    • Ne yapılmalı? Aile, arkadaş ya da destek gruplarıyla iklimle ilgili endişeleri konuşmak.

    • Neden işe yarıyor? Kaygı, paylaşıldığında yalnızlık hissini azaltır ve normalleşir.

  • Topluluk temelli eylemlere katılmak

    • Ne yapılmalı? Gönüllü gruplara, çevre girişimlerine ya da iklim hareketlerine katılmak.

    • Neden işe yarıyor? Stanley ve ark. (2021), kolektif eylemlerin kaygıyı pasiflikten çıkarıp aktif bir baş etme biçimine dönüştürdüğünü bulmuştur.

  • Politik farkındalık geliştirmek

    • Ne yapılmalı? İklim krizini yalnızca bireysel tüketim alışkanlıklarına indirgemeden, yapısal ve politik boyutlarıyla takip etmek.

    • Neden işe yarıyor? Bu yaklaşım, bireysel sorumluluk duygusunun yarattığı aşırı suçluluk yerine, daha gerçekçi ve paylaşılmış bir sorumluluk bilinci yaratır.


Sonuç

İklim kaygısı, çağımızın yeni ruhsal deneyimlerinden biri. Patolojik bir bozukluk olarak değil, toplumsal bir uyarı sinyali olarak görülmesi gerekir. Bireysel düzeyde farkındalık, medya yönetimi ve küçük çevresel adımlar; kolektif düzeyde dayanışma ve aktivizm, bu kaygıyı dönüştürmenin en etkili yollarıdır.


Eğer iklim kaygısı yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak faydalı olabilir. Bununla birlikte, bu kaygının yalnızca size özgü olmadığını bilmek önemlidir; dünyanın pek çok yerinde benzer duyguları paylaşan milyonlarca insan var. Dayanışma ve ortak hareket, kaygıyı yalnızca azaltmakla kalmaz, aynı zamanda değişim için güçlü bir kaynak da oluşturur.


Kaynakça

American Psychological Association. (2017). Mental health and our changing climate: Impacts, implications, and guidance. APA & ecoAmerica.

Clayton, S., & Karazsia, B. T. (2020). Development and validation of a measure of climate change anxiety. Journal of Environmental Psychology, 69, 101434.

Hickman, C., Marks, E., Pihkala, P., Clayton, S., Lewandowski, R. E., Mayall, E. E., Wray, B., Mellor, C., & van Susteren, L. (2021). Climate anxiety in children and young people and their beliefs about government responses to climate change: A global survey. The Lancet Planetary Health, 5(12), e863–e873. https://doi.org/10.1016/S2542-5196(21)00278-3

Stanley, S. K., Hogg, T. L., Leviston, Z., & Walker, I. (2021). From anger to action: Differential impacts of eco-anxiety, eco-depression, and eco-anger on climate action and wellbeing. The Journal of Climate Change and Health, 1, 100003. https://doi.org/10.1016/j.joclim.2021.100003

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page