top of page

Anksiyete ile Baş Etmenin Bilimsel ve Uygulanabilir Yöntemleri

Güncelleme tarihi: 10 Eyl

Anksiyete, hayatın kaçınılmaz stresleri karşısında zaman zaman ortaya çıkan doğal bir tepkidir. Ancak bazı durumlarda bu duygu, işlevselliği bozacak düzeye gelebilir. Bilimsel araştırmalar, kaygının hem psikolojik hem biyolojik kökenleri olduğunu ve etkili başa çıkma yöntemlerinin öğrenilebileceğini göstermektedir.


Aşağıdaki stratejiler, kanıta dayalı yaklaşımlara dayanmaktadır. Her başlığın altında, bu bilgiyi gündelik yaşamınıza nasıl entegre edebileceğinize dair pratik öneriler bulabilirsiniz.


1. Nefes ve Bedensel Farkındalık Teknikleri

Araştırmalar, derin diyafram nefesi ve yavaş tempolu nefes egzersizlerinin, otonom sinir sistemini dengeleyerek kaygı düzeyini azalttığını göstermektedir (Ma et al., 2017).

Gündelik hayatta uygulama: Her gün 2–3 kez, 4 saniye nefes alma, 6 saniye nefes verme şeklinde 5 dakika pratik yapın. Bunu özellikle yoğun kaygı anlarında veya uyumadan önce deneyebilirsiniz.


2. Bilişsel Yeniden Yapılandırma

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) teknikleri, olumsuz düşünce kalıplarının fark edilip daha dengeli düşüncelerle yer değiştirilmesine odaklanır (Hofmann et al., 2012).

Gündelik hayatta uygulama: Kaygı uyandıran bir düşünce geldiğinde kendinize şu soruları sorun: “Bu düşünceyi destekleyen kanıtlar neler? Aksini gösteren kanıtlar neler?” Alternatif, daha gerçekçi bir ifade oluşturun.


3. Maruz Bırakma ve Kaçınma Döngüsünü Kırma

Kaygı, genellikle kaçınma davranışlarını artırır, bu da kaygının uzun vadede güçlenmesine neden olur. Sistematik maruz bırakma, güvenli bir ortamda kaygı uyandıran durumlarla kademeli olarak yüzleşmeyi sağlar (Craske et al., 2014).

Gündelik hayatta uygulama: Sizi kaygılandıran durumları küçük adımlarla deneyin. Örneğin, sosyal kaygınız varsa önce kısa bir selamlaşma, ardından kısa sohbet gibi adımlarla ilerleyin.


4. Duygusal Kabul ve Mindfulness

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) araştırmaları, duygularla savaşmak yerine onlara alan açmanın kaygıyı uzun vadede azalttığını göstermektedir (Hayes et al., 2011).

Gündelik hayatta uygulama: Kaygılandığınızda, “Şu anda kaygı hissediyorum ve bu bir duygu; gelip geçecek” diyerek durumu fark edin. Nefesinize veya bulunduğunuz ortamdaki ses, koku, dokulara odaklanın.


5. Yaşam Tarzı Düzenlemeleri

Yeterli uyku, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, kaygı düzeyini doğrudan etkiler (Stubbs et al., 2017).

Gündelik hayatta uygulama: Her gün aynı saatte uyuyup uyanmayı hedefleyin. Kafein tüketimini sınırlayın, haftada en az 3 gün 20–30 dakika tempolu yürüyüş yapın.


6. Sosyal Destek ve Paylaşım

Araştırmalar, güçlü sosyal bağların kaygıyı azalttığını ve stres karşısında dayanıklılığı artırdığını ortaya koymaktadır (Ozbay et al., 2007).

Gündelik hayatta uygulama: Güvendiğiniz kişilerle duygularınızı paylaşın. Düzenli olarak arkadaş veya aile üyelerinizle yüz yüze veya online görüşmeler planlayın.


Ne Zaman Yardım Almalısınız?

Herkes zaman zaman kaygı hissedebilir; bu, insan deneyiminin doğal bir parçasıdır. Ancak anksiyete:

  • Günlük yaşamınızı, işinizi veya ilişkilerinizi belirgin biçimde etkiliyorsa,

  • Sürekli, yoğun ve kontrol edilemez bir hale geldiyse,

  • Panik atak, uyku bozukluğu, iştah değişiklikleri veya bedensel belirtiler (çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi) eşlik ediyorsa,

  • Geçmiş travmatik deneyimler nedeniyle tetikleniyorsa,

  • Kaygınızı yönetmek için alkol, madde veya aşırı yeme gibi sağlıksız başa çıkma yollarına başvuruyorsanız,

bir ruh sağlığı profesyonelinden destek almak önemlidir. Erken müdahale, hem belirtilerin hafiflemesine hem de yaşam kalitenizin yükselmesine yardımcı olur.


Kapanış

Anksiyete ile baş etmek, tek bir yöntem veya hızlı çözümlerle değil; düzenli pratik, öz-farkındalık ve doğru destekle ilerleyen bir süreçtir. Bilimsel temelli stratejiler, yaşamın farklı alanlarına uyarlanabilir ve kişisel ihtiyaçlarınıza göre şekillendirilebilir. Gerektiğinde profesyonel yardım almak, bu süreci hem güvenli hem de etkili hale getirir. Unutmayın: Kaygı, yönetilebilir ve dönüştürülebilir bir deneyimdir.


Kaynakça

Craske, M. G., Treanor, M., Conway, C. C., Zbozinek, T., & Vervliet, B. (2014). Maximizing exposure therapy: An inhibitory learning approach. Behaviour Research and Therapy, 58, 10-23.

Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2011). Acceptance and Commitment Therapy: The process and practice of mindful change. Guilford Press.

Hofmann, S. G., Asnaani, A., Vonk, I. J., Sawyer, A. T., & Fang, A. (2012). The efficacy of cognitive behavioral therapy: A review of meta-analyses. Cognitive Therapy and Research, 36(5), 427-440.

Ma, X., Yue, Z. Q., Gong, Z. Q., Zhang, H., Duan, N. Y., Shi, Y. T., ... & Li, Y. F. (2017). The effect of diaphragmatic breathing on attention, negative affect and stress in healthy adults. Frontiers in Psychology, 8, 874.

Ozbay, F., Johnson, D. C., Dimoulas, E., Morgan, C. A., Charney, D., & Southwick, S. (2007). Social support and resilience to stress. Psychiatry (Edgmont), 4(5), 35-40.

Stubbs, B., Vancampfort, D., Hallgren, M., Firth, J., Veronese, N., Solmi, M., ... & Kahl, K. G. (2017). EPA guidance on physical activity as a treatment for severe mental illness. European Psychiatry, 54, 124-144.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page